Kayıtlar

SİGORTA

Yangın, kaza vb. durumlar karşısında, karşılaşılan zararın temini için yapılan sözleşme. Elektrik hattında kaçak veya tehlikeli akımı kesen, yangının çıkmasını önleyen mekanizma. Bi çook sigorta türü var : Trafik, yaygın, deprem, kaza ve hayat sigortası gibi. İnsanlığın dünya ve âhiretteki tek ve yegâne “sigortası”! (= garantisi) Allah. Çünkü O, âlemlerin Rabbi. Hâliq. Hâfız, vb. = Esmâ-ül Hüsnâ. Bu “sigortanın”! kavlî (= sözlü) karşılığı : “Lâ ilâhe illâ-l Allah ve Rabbim Allah.”; fiilî karşılığı : iyilik (= sâlih amel). Her kötü söz, eylem veya fiil, bu “sigortayı attırır”!; şirk ise paramparça eder. İnsan, söylediği her kötü sözden; yaptığı her eylem veya fiilden sonra tekrar (tövbe edip), “Lâ ilâhe illâ-l Allah ve Rabbim Allah.”, demeli; tekrar doğru istikâmete (= sırât-ı müsteqîme) girmelidir. Bu, hem kişilerin, hem de kişilerin kurduğu organizasyonların (= dernek, vakıf, STK, okul, şirket, siyasî parti, devlet, vb.) yoldan çıkmaması (= sapıtmaması) için garantili tek sigortadır....

İNSAN İLİŞKİLERİ

İnsan-insan; insan-toplum; insan-devlet ilişkileri. İnsanın, toplumun alt organizasyonları, dernek, vakıf, cemaat, tarikat ve STK’larla ve toplumun en üst/çatı örgütü olan devletle ilişkileri; ama aslâ halka ilişkiler (= PR) değil. Çünkü PR, örgüt (= STK, şirket, devlet) çıkarına (= kâra) odaklı bir ilişkidir. Tüm bu ilişkileri kuran da sürdüren de insandır. (= birey veya ferttir.) İnsan, kendi kendine yeten bir canlı değil; maddî-manevî ihtiyaçlarını temin için kendi gibi insanlarla bir arada yaşamak ve onlarla yardımlaşmak (= iş ve güç birliği yapmak) zorunda.  Yardımlaşma, karşılıklı bir ilişkidir; bu ilişki sürerken çoğu zaman, taraflar âdil olmuyor. Bazı insanlar, bazı insanları kullanıyor veya zulmediyor. Ortada bir zulüm (zâlim) varsa, mazlum (= zulme uğrayan) da vardır.  Zâlim, zulmünü sadece insanların bedenine yapmıyor, ruhuna da yapıyor. İnsanların fiilen/bedenen çalışmasının (= fizikî emeğinin) karşılığını hakkıyla vermemek, ekonomik sömürüdür de, onların zihin (= ...

BÜYÜK TERCİH

Büyük tercih varsa, küçük/ler de var. Küçük tercihler : şunu değil, bunu yapma; şuraya değil, buraya gitme; şöyle değil, böyle söyleme veya yazma şeklinde tekil olur. Büyük tercih ise, şöyle değil, böyle yaşama şeklinde tümeldir. Küçük tercihlerimizi, büyük tercihimiz belirler. Bizim büyük tercihimiz ne?!. Yaşamak. Ama nerede ve nasıl?!. Yaşamak da : 1. Hayatta kalmak, 2. İyi ve ebedî yaşamak şeklinde kabaca ikiye ayrılabilir. Yaşamanın neredesi de, burada (= dünyada) ve ötede (= âhirette) şeklindedir. Bizler, (büyük oranda), büyük tercihimizi burada (ebedî) yaşamaya hasretmiş durumdayız; her işimizi (= her küçük tercihimizi), bura/sı için yapıyoruz; ama öteye (= âhirete) de inandığımızı söylüyoruz!. Küçük tercihlerimize baktığımızda, âhiret için pek de bişey yaptığımız söylenemez; varsa yoksa, bu dünya. Ama ölüm bir tercih değil. Buraya nasıl geldik?!. Düşünce (= anlayış) tarihine panoramik (yukardan) bir bakış (= kuşbakışı) yapar; zamanı da geriye doğru yüzyıllara bölersek : 1.Cumhur...

HEDİYE

 Armağan. Karşılıklı sevgi ve dostluğu pekiştirmek için, karşılıksız (= bedelsiz) verilen şeylerin tümü.  Çook sevgi ve saygı duyduğumuz, bizim için çoook değerli B/birinden hediye alırsak (veya verirsek), o hediye (ve o hediyeyi verdiğimiz kişi) bizim için çoook değerlidir, değil mi?!. Genelde Kur'ân’ın bütünü, özelde de Bakara Sûresinin son iki âyeti (= 285-286. âmenerrasûlü), bize Rabbimizden (Efendimizin) mi’rac hediyesidir. Bu yazıya, bu sûrenin 286. âyetindeki “lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet” ibaresini (= ifâdesini) konu edineceğim. Bu ibarenin (= ifâdenin) anlamı : Kişinin kazandığı lehine; işlediği aleyhine. Âyette, kazanmakla işlemek, aynı kökten gelen aynı kelimeyle ama farklı bir şekilde ifâde edilir. = kesebe/t × mektesebe/t. = kesb × iktisab. Kesb, iyiliğe; iktisab, kötülüğe karşılık gelir. = İyilik, kesbedilir; kötülük, iktisab edilir. Sanki! kesb, pozitif kazanç (= edinim); iktisab, negatif kazanç (= edinim) gibi. Çünkü, âyette kesb, kişinin lehine; iktisa...

İLK SÖZLEŞME

Blogdaki ilk yazımın (12 Eylül 2021) adı İlk Şehâdet’ti; aynen aktarıyorum. İlk Şehâdet, Ruhlar âlemindeki, metafizik âlemdeki Şehâdet’tir. “Rabb'in, Âdemoğullarının sırtlarından soylarını/zürriyetlerini çıkardı ve onları “kendilerine”! tanık yaptı. Ben sizin Rabb'iniz değil miyim? dedi. Onlar da : “Evet, Rabb'imizsin, şâhitlik ediyoruz.” dediler. Bu, kıyamet günü biz bundan habersizdik/gâfildik demeyesiniz diyedir.” وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ (7/Â'raf, 172.) Buradaki Şehâdet ise, fizik âlemdeki Şehâdet’tir; bu Şehâdet, Ruhlar âlemindeki Şehâdet’in yerini tutmaz!; tutana kadar Şehâdet getirmeye, Şehâdet’imizi yenilemeye, yinelemeye her ân devam edeceğiz!. Bu yazımın adı da, İlk Sözleşme olacak. Şâhit olmadığımız (= bilmediğimiz), şey hakkında sözleşme yap(a)mayız. Sözleşmede, karşı...

BİLMEK NEYE YARAR?!.

 Bilme/k, ne işe yarar?!. a) Para ve unvan kazanmaya. b) Üstünlük taslamaya.  c) Hâkimiyet kurmaya. d) Rabbi “bilmeye”!. Doğru cevap : D. Diğer cevaplar, kısa vadeli ve geçici olarak bi işe yarar, ama sonunda işlevsizleşir; D, A, B ve C’ye de imkân verir. Rabbi “bilme”!, Rabbin Zâtını ve mâhiyetini bilme değil, -- Rabbin Zâtı ve mâhiyeti bilinemez --, Rabbin mevcûdiyetini bilme ve hâkimiyetine tâbî olmadır. Bilmede bu yoksa, kişi, ya bilgi oyunu oynuyor, ya da bilginin sırtından para ve prestij (= ün-unvan, nam, güç, vb.) kazanıyor demektir. Böyle bir bilgi, neticede yanlış bilgidir. Dünya çapında büyük oranda yaşanan budur. Bu işin kökü/kökeni, taâ ilk yaratılıştadır.  Âdem’i (ve soyunu = bizleri) Rabbimiz yaratacağı “zaman”!, meleklerine : Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Melekleri de : orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi, yaratacaksın?!. dediler. Âdem’e tüm isimler öğretildi. (= her şeyin bilgisi verildi.)... Melekler (bile!) Âdem’e se...

https://bilmekisteyenlericin.blogspot.com

2705 yazı için adres : bilmekisteyenlericin.blogspot.com