Büyük tercih varsa, küçük/ler de var. Küçük tercihler : şunu değil, bunu yapma; şuraya değil, buraya gitme; şöyle değil, böyle söyleme veya yazma şeklinde tekil olur. Büyük tercih ise, şöyle değil, böyle yaşama şeklinde tümeldir. Küçük tercihlerimizi, büyük tercihimiz belirler. Bizim büyük tercihimiz ne?!. Yaşamak. Ama nerede ve nasıl?!. Yaşamak da : 1. Hayatta kalmak, 2. İyi ve ebedî yaşamak şeklinde kabaca ikiye ayrılabilir. Yaşamanın neredesi de, burada (= dünyada) ve ötede (= âhirette) şeklindedir. Bizler, (büyük oranda), büyük tercihimizi burada (ebedî) yaşamaya hasretmiş durumdayız; her işimizi (= her küçük tercihimizi), bura/sı için yapıyoruz; ama öteye (= âhirete) de inandığımızı söylüyoruz!. Küçük tercihlerimize baktığımızda, âhiret için pek de bişey yaptığımız söylenemez; varsa yoksa, bu dünya. Ama ölüm bir tercih değil. Buraya nasıl geldik?!. Düşünce (= anlayış) tarihine panoramik (yukardan) bir bakış (= kuşbakışı) yapar; zamanı da geriye doğru yüzyıllara bölersek : 1.Cumhur...
İnsan-insan; insan-toplum; insan-devlet ilişkileri. İnsanın, toplumun alt organizasyonları, dernek, vakıf, cemaat, tarikat ve STK’larla ve toplumun en üst/çatı örgütü olan devletle ilişkileri; ama aslâ halka ilişkiler (= PR) değil. Çünkü PR, örgüt (= STK, şirket, devlet) çıkarına (= kâra) odaklı bir ilişkidir. Tüm bu ilişkileri kuran da sürdüren de insandır. (= birey veya ferttir.) İnsan, kendi kendine yeten bir canlı değil; maddî-manevî ihtiyaçlarını temin için kendi gibi insanlarla bir arada yaşamak ve onlarla yardımlaşmak (= iş ve güç birliği yapmak) zorunda. Yardımlaşma, karşılıklı bir ilişkidir; bu ilişki sürerken çoğu zaman, taraflar âdil olmuyor. Bazı insanlar, bazı insanları kullanıyor veya zulmediyor. Ortada bir zulüm (zâlim) varsa, mazlum (= zulme uğrayan) da vardır. Zâlim, zulmünü sadece insanların bedenine yapmıyor, ruhuna da yapıyor. İnsanların fiilen/bedenen çalışmasının (= fizikî emeğinin) karşılığını hakkıyla vermemek, ekonomik sömürüdür de, onların zihin (= ...
Yorumlar
Yorum Gönder